Yemek Sanatı Kiralık Mutfak Stüdyo
  • Giriş Yap
  • Hesap Oluştur

  • Rezervasyonlar
  • Hesabım
  • Şu kullanıcı olarak giriş yapıldı:

  • filler@godaddy.com


  • Rezervasyonlar
  • Hesabım
  • Çıkış yapın

  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Studyolar
  • Workshop Alanı
  • Blog
  • Daha fazlası
    • Ana Sayfa
    • Hakkımızda
    • Studyolar
    • Workshop Alanı
    • Blog
Yemek Sanatı Kiralık Mutfak Stüdyo

Şu kullanıcı olarak giriş yapıldı:

filler@godaddy.com

  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Studyolar
  • Workshop Alanı
  • Blog

Hesap


  • Rezervasyonlar
  • Hesabım
  • Çıkış yapın


  • Giriş Yap
  • Rezervasyonlar
  • Hesabım

Hakkımızda

Kurucudan Marka Hikayesi

  

HMB Production ve Yemek Sanatı Tv hikâyesi şirketi kurduğum gün başlamadı. Ben doğmadan önce bile ailemde hikâye anlatmak, üretmek ve yaşananları kayıt altına almak vardı. Dedem ticaretle uğraşırken bir yandan şiirler yazar, hikâyeler oluşturur, ailedeki gençleri toplayıp piyesler yapardı. Annem ise Betamax kamerayla ailemizin anılarını kaydederdi. Belki de ben daha farkında bile değilken hikâye anlatıcılığı aile içinde bana miras kalmaya başlamıştı. 


Çocukluğum biraz korumacı bir ortamda geçti. Kuzenlerim dışarıda oynarken bazen onları camdan izlediğim olurdu. Ben de evin içinde kendi dünyamı kurdum. Ayakkabı kutularından sahneler yaptım, kasetlere sesimi kaydettim, radyo programları sundum. Sonra kamera hayatıma girdi. Önce anıları kaydettim, daha sonra kamera karşısına geçip kendi yaşadıklarımı anlatmaya başladım. 12-13 yaşlarında kuzenlerimle kısa filmler çekiyor, bölümler oluşturuyor, kendi küçük dünyamı kuruyordum. 


Beni asıl değiştiren dönemlerden biri lise yıllarım oldu. Yaşadığım yalnızlık, dışlanmışlık ve anlaşılmama duygusu beni başka bir ifade biçimi aramaya itti. Bir karakter oluşturarak hikâye kitabı yazdım, kapağını bile hazırladım. O yıllarda yaşadıklarım sonunda hangi alanda ilerlemek istediğim konusunda da beni etkiledi ve Radyo, Televizyon ve Sinema okumaya karar verdim. 


Üniversite sonrasında bir süre başka bir yapının içinde video ve sosyal medya işleri yaptım. Fakat bir noktada içerik üretiminde geride kaldığım hissine kapıldım. Daha önce projelerimi sunduğum halde yeterince dikkate alınmamıştım. Buna rağmen yeniden bir proje hazırladım ve bu kez beklemediğim bir destek aldım. Bugünkü işimin ve stüdyonun kurulmasına giden yol böyle açıldı. Bana inanan aile büyüğümüzün, iş tam başlayacakken Covid döneminde vefat etmesi ise benim için önemli bir kırılma noktasıydı. Sonrasında işi kurarken ve geliştirirken birçok konuda daha yalnız hareket etmek zorunda kaldım. 


2024’e geldiğimde artık çok yorulmuştum. Kurduğum işi kapatmayı, her şeyi bırakmayı ciddi ciddi düşündüğüm bir dönemdi. Uzun zamandır emek veriyor ama karşılığında çoğu zaman eleştiri, memnuniyetsizlik ve yalnızlık hissediyordum. Bir noktada “Belki de buraya kadarmış” dedim. Sonra bir kez daha denemeye karar verdik. Geleceğin Şefleri tam bu dönemde ortaya çıktı.


Bir anda kendimi yıllardır hayalini kurduğum şeyin içinde buldum. Stüdyoyu, formatı, yarışmacıları, jüriyi, kameraları ve bütün o dünyanın nasıl anlatılacağını düşünüyordum. Çok yoruldum ama uzun zamandır ilk defa yaptığım işin içinde kendimi gerçekten gördüm.


Yemek Sanatı TV de zamanla benim için sadece gastronomi içeriği üreten bir kanal olmaktan çıktı. Bir tabağın arkasında bir insan, onun arkasındaki emek, ustalık ve mücadele olduğunu daha çok görmeye başladım.


Geleceğin Şefleri’nde de beni asıl heyecanlandıran yalnızca kimin daha iyi yemek yaptığı değil; genç bir aşçının kendini gösterebilmesi, zorlanması, hata yapması ve yine de devam etmesiydi.


Bugün HMB Production ile Yemek Sanatı TV’yi birbirinden ayrı iki marka gibi görmüyorum. Biri bana bu dünyaları kurabileceğim alanı verdi, diğeri o dünyanın içindeki insan hikâyelerini anlatabileceğim bir pencere açtı.

Belki de çocukken ayakkabı kutusundan sahne kurarken yaptığım şeyin daha büyük halini yapıyorum şimdi.


O zaman kendi dünyamı kuruyordum, bugün başkalarının hikâyelerini anlatabileceğim dünyalar kuruyorum.

Manifesto

  

Bugün dünya çok fazla içerik üretiyor ama giderek daha az insan gerçekten görülüyor.

Her gün yüzlerce içerikle karşılaşıyoruz. Yeni videolar, yeni reklamlar, yeni yüzler, yeni hikâyeler… Sürekli bir şeyler izliyor, kaydırıyor, geçiyor ve birkaç saniye sonra başka bir içeriğe ulaşıyoruz.

Peki gerçekten ne kadarı bizde kalıyor?

En son hangi reklamı bütün hikâyesiyle hatırlıyoruz?
En son hangi içerik bizi durdurup düşündürdü?
Hangi film bir kararımızı değiştirdi, bizi harekete geçirdi ya da günler sonra bile aklımızda kaldı?

Bugün içerik hiç olmadığı kadar fazla. Ama anlam aynı hızla çoğalmıyor.

Hız arttıkça anlatılar kısalıyor, insanlar dikkat çekebilmek için daha yüksek sesle konuşuyor, markalar daha görünür olabilmek için birbirine benzeyen mesajlar üretiyor. Bir içeriğin başarısı çoğu zaman kaç kişinin izlediği, kaç kişinin tıkladığı veya kaç saniye ekranda kaldığı üzerinden değerlendiriliyor.

Ama biz başka bir soru soruyoruz:

İzlediğimiz şey bizi gerçekten etkiledi mi?

Çünkü hatırlamadığımız bir hikâyenin milyonlarca kez izlenmiş olması her zaman iz bıraktığı anlamına gelmiyor.

Bizce asıl mesele görünmek değil, görüldükten sonra bir anlam bırakabilmek.

Ve tam da bu yüzden dünyanın daha fazla içeriğe değil; insanların kendilerini, birbirlerini ve yaşadıkları hayatları daha iyi anlayabilecekleri hikâyelere ihtiyacı olduğuna inanıyoruz.

Birbirimizi gerçekten görebileceğimiz hikâyelere, başkasının hayatına bakarken kendimizden bir parça bulabileceğimiz aynalara, hiç bilmediğimiz hayatlara açılan yeni pencerelere ihtiyacımız var.

Çünkü her insanın anlatılmaya değer bir hikâyesi olduğuna inanıyoruz.

Bir tabağın arkasında yalnızca yemek olmadığını biliyoruz. Orada yılların emeği, bir ailenin hikâyesi, başarısızlıklar, ustalık, mücadele ve hayaller var. Bir gencin yaptığı işin arkasında görülme isteği, bir üreticinin elinde toprağın hafızası, bir ustanın yıllarında aktarılmayı bekleyen bir deneyim var.

HMB Production’ı bu yüzden yalnızca görüntü üretmek için kurmuyoruz.

Biz dünyalar kuruyoruz.

Kamerayı, stüdyoyu, sinemayı, belgeseli ve teknolojiyi insanı daha görünür kılmanın araçları olarak görüyoruz. Markalar için üretirken de kendi özgün yapımlarımızı oluştururken de görüntünün arkasındaki insanı kaybetmemeye çalışıyoruz.

Yemek Sanatı TV’de ise gastronomiyi yalnızca tariflerden ve tabaklardan ibaret görmüyoruz. Yemeği; insanı, kültürü, emeği, toprağı ve kuşaklar boyunca taşınan hikâyeleri anlatabileceğimiz bir başlangıç noktası olarak görüyoruz.

Geleceğin Şefleri’nde yalnızca kimin daha iyi yemek yaptığını değil; genç bir insanın kendisini göstermek için verdiği mücadeleyi, hata yapmasını, öğrenmesini ve yeniden ayağa kalkmasını da anlatıyoruz.

Çünkü bizim için üretmek sadece izlenmek değildir.

Bir insanda iz bırakabilmektir.

Biz herkesi bizim gibi düşünmeye çağırmıyoruz.

Daha dikkatli bakmaya çağırıyoruz.

Dinlemeye, merak etmeye, başka bir insanın penceresinden dünyaya bakmaya ve kendi aynamızda gördüklerimizle yüzleşmeye çağırıyoruz.

Üretenleri, anlatacak sözü olanları, görünmeyen hikâyeleri olanları ve anlamın hâlâ değerli olduğuna inananları bu yolculuğa davet ediyoruz.


Telif Hakkı © 2026 Hmb production ve reklam hizmetleri a.ş. - Tüm Hakları Saklıdır.

GoDaddy Destekli

  • Hakkımızda
  • Studyolar
  • Workshop Alanı
  • Gizlilik ve Çerezler
  • Kullanım Koşulları
  • Kiralama koşulları
  • Blog

Bu web sitesinde çerez kullanılır.

Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.

ReddediyorumKabul Et